2/21/2013

Pegasus ne yapmaya çalışıyor?

Pegasus'un websitesi üzerinden bilet almak isteyenlere gerçekten kolay gelsin.

Bu kadar büyüyen bir sektörün bu kadar önemli bir oyuncusunun (100 yeni uçak siparişi verdiği günlerde) websitesindeki kullanıcı deneyimine hiç bütçe ayırmamasını (siteye bakınca öyle olduğunu varsayıyorum) anlamıyorum. Uçağın içinde nasıl bir hizmet sunarsanız sunun aslında müşteri deneyimi daha bilet almak için websitesine geldiğinizde başlıyor.

Aslında bu konu hakkında yazmak birkaç senedir aklımda ama eninde sonunda farkına varıp düzelteceklerini düşünüyordum. Bu süreçte ne Türk Hava Yolları ne de Pegasus bir türlü gerçekten akıcı bir müşteri deneyimi yaratmayı başarabildi. E-ticaret sektöründe çalışan ben bile anlamakta bu kadar zorlanıyorken yaşlılar ya da bilgisayar/internet kullanma deneyimi az olan kullanıcılar tahminim çok acı çekiyorlardır. Yardım için bilgisayardan anlayan yeğenlerini ya da komşunun üniversitede okuyan çocuğunu çağırıyor olabilirler.

Aşağıda sitedeki kullanıcı deneyimi hatalarından sadece 3 örnek vereceğim. Siz de yorumlar kısmında kendi görüşlerinizi sunabilirsiniz.

1) İstanbul 

Sitede "Nereden?" uçmak istediğinizi soran kutucuğa İstanbul yazdığınızda size aşağıdaki gibi Sabiha Gökçen ya da Atatürk havalimanı seçeneklerini sunuyor. Maalesef ikisini birden seçemiyorsunuz. Bazı şehirlerde birden fazla havaalanı olabiliyor (İstanbul gibi). Kimi ziyaretçiler için hangi havaalanından uçtukları o kadar da önemli değil. Onlar yaşadıkları şehirden gittikleri yere en ucuz şekilde ya da en uygun saatte gitmek istiyorlar.


Pegasus sizi iki havaalanından birini seçmeye zorluyor. Skyscanner ise aksine "Herhangi biri" diye bir seçenek sunmuş. Bunu seçenlere iki havaalnından herhangi birinden kalkan bütün uçuşları gösteriyor. Aslında çok basit bir geliştirme ama iş yerindeki 5 dakikalık molada bilet bulmaya çalışanlar için hayatı kolaylaştırıyor.


2) Sonraki Adım

Kullanım kolaylığı (usability) literatüründe "call to action" denen bir kavram var. Detaylı bilgiyi Call to Action Nedir? makalesinde bulabilirsiniz. Websitesi ziyaretççilerini bir sayfa üzerinde yapmasını istediğiniz şeylere yönlendiren butonlar örneğin. "Satın al", "Sonraki adım" gibi. Bunlar bulundukları sayfanın aslında en önemli öğeleri. Kullanıcı bazı şeyleri gözden kaçırabilir ama bu öğelerin sitenin kalanından renk/büyüklük/algı olarak ayrışması gerekiyor. Aşağıdaki örnekte görüldüğü gibi Pegasus'un bu konuda ciddi sıkıntıları var. Sitenin geneline hakim olan renk içinde kayboluyor.



Ayrıca bu tip önemli call to action butonlarının mümkün olduğu kadar sayfanın scroll edilmeye gerek kalmadan görünen kısmında (above the fold) olması gerekiyor. Pegasus bu açıdan da sınıfta kalıyor.

3) Yeni uçuş ekleme

Henüz uçağını ve tarihleri seçmiş ve bir sonraki sayfaya geçmiş kullanıcı uçuş özetinin altında uçuş ekleme ekranı görüyor. Bunun kafa karıştırıcı olduğunu düşünüyorum. Ne olduğunu algılamak o kadar da kolay değil. Sanki uçuş seçerken hata yapmışsınız da tekrar girmeniz gerekiyor. Sonuçta uçuş ekleme çok sık kullanılan bir özellik değil.

En azından yeni uçuş eklemek isteyen ziyaretçiler bir butona tıkladıktan sonra bu bölümün açılması kafa karışıklığını engelleyebilir. 



Bunlar daha önceki kullanıcı testlerinden ve çalışmalarımdan edindiğim deneyim ile yaptığım tespitler. Yani kullanıcı testleri sonucunda ortaya çıkan sonuçlar değil. O yüzden siz de okurken temkinli olun ve fikirlerinizi paylaşın lütfen. 

2/10/2013

Türkiye'de siteler mobil için optimize ediliyor mu?


Öncelikle "Mobil için optimize edilmiş site nedir?" onu konuşalım, sonra da Türkiye'de e-ticaret piyasasındaki durumdan biraz bahsedelim.

Mobil için optimize edilmiş site (Mobile Optimized Website) özellikle akıllı telefonların popülerlik kazanması ile çok ama çok önemli bir hale geldi. Artık masaüstü ya da dizüstü bilgisayarlar tek seçeneğimiz değil. Bu zaten çok bilinen bir gerçek ve anlatmaya gerek bile yok. En son Kadıköy - Beşiktaş vapurunda etrafımda 5 kişiden 4'ünün boğaz manzarası yerine ellerindeki ufak ekranlara baktıklarını gördükten sonra işin önemini (ya da vehametini) bir kez daha malum oldu.

Hal böyle iken, her gün saatlerimizi o ufak ekranda dolma parmaklarımızla (uluslararası literatürde de buna fat finger sorunu deniyor) ufacık linklere denk getirmeye çalışıyoruz. Olmuyor, zoom in yapıyoruz ama bu sefer de ekranın ufacık bir kısmını görebiliyoruz. Sağa sola kayıp aradığımız nerede diye bakınıyoruz.

İşte bu problemleri çözmek için küçük ekranların limitlerini göz önünde bulundurup mobil kullanıcıları için siteyi yeniden düzenlemeye "mobil için optimize etmek" diyoruz.

Bu genellikle

  • Daha büyük butonlar
  • İçeriğin yeniden düzenlenmesi
  • Resim boyutlarının küçültülmesi
  • Sitenin basitleştirilmesi 

şeklinde oluyor.

Peki yapmazsanız ne oluyor? Kocaman masaüstü bilgisayarlar için hazırladığınız sitenizin aynısını ufacık ekranlı akıllı telefon kullanıcılarınıza gösteriyorsunuz.

Diyebilirsiniz ki bizim iPhone, iPad, Android uygulamalarımız var, yetmiyor mu?

Yetmiyor.

Çünkü muhtemelen hala uygulamalarınıza gelen trafiğin iki katı mobil tarayıcılardan geliyor. Herkes çok emek verdiğiniz uygulamayı maalesef kullanmıyor. Hatta yüklememiş bile.

Şimdi Türkiye'deki e-ticaret piyasasına bir göz atalım. İyi örneklerle kötü örnekleri karşılaştıralım. İyilere aferin diyelim, kötülere parmak sallayalım.

İlk örnek havacılık sektöründen. Aşağıda Türk Havayolları ve Pegasus'un akıllı telefon (bu örnekler iPhone ile alındı) ile mobil tarayıcıdaki ekran kesitlerini görüyorsunuz.

 


Pegasus mobil kullanıcıları için sitesini optimize ederken Türk Hava Yolları herhangi bir değişiklik yapmıyor. Dolayısıyla kullanım kolaylığı açısından Pegasus rakibinden bir adım öne geçiyor.

Konusu açılmışken belirteyim, iki firmanın da siteleri ile ilgili ciddi kullanım kolaylığı (usability) sorunları var (masaüstü için hazırlanmış sitelerden bahsediyorum). Biletlerinin çoğunu internetten satan Türkiye'nin iki dev kuruluşunun hala bu sorunları çözmemiş oluşunu anlayamıyorum. Bu sitelerden daha önce bilet satın almayı başarmışsanız kendinizle gurur duyabilirsiniz. Sanki ziyaretçinin kavramasını zorlaştırmak için ekstra çaba harcanmış.

Bir başka örnek de e-ticaret sektöründen. Gittigidiyor.com sitesini optimize etmezken Sahibinden.com bunu yapmış.

  

Bunun dışında mobil alanda vizyonunu ortaya koyan ve işin önemini kavrayan diğer siteler aşağıdaki gibi. Hepsine birer alkış.

 

 

 


Bunun dışında;
  • Hepsiburada
  • Trendyol
  • Markafoni
  • Çiceksepeti
gibi e-ticaret sektörünün liderlerinin henüz mobil için optimize edilmiş siteleri yok.

Lütfen siz de konuyla ilgili yorumlarınızı paylaşın.


2/03/2013

Türkiye'deki e-ticaret firmaları hangi A/B testing araçlarını kullanıyor?


A/B testing konusu Türkiye için görece yeni bir konu. Bazı firmalar bu işe yıllar önce başlamış olsalar da

çoğu firma ya test yapacak kaynak bulamıyor, ya da önemini anlamıyor.

Değerlendirdiğim 35 e-ticaret firmasından sadece 5'inin A/B testing araçlarını kullanıyor olması bunu açık ve net bir şekilde gösteriyor.


Merkezi yurt dışında olan bazı firmalar oradan getirdikleri know-how aracılığıyla daha kolay yol alabiliyor. Örneğin kapanan Rocket firmasının A/B testlerini yoğun olarak kullandığını arkadaşlarımızdan duyuyoruz. Türkiye'nin sektörün ilk aktörlerinden olan Yemekesepeti de bu konuda yol katetmiş durumda. Piyasadaki en gelişmiş ürünü (Omniture Test&Target)kullanıyor olmaları da bunu gösteriyor.


Bunun dışında marketi Visual Website Optimizer ve Optimizely gibi daha ucuz ürünler domine edecek gibi görünüyor. Hali hazırda otel.com (Met Global), Bonubon ve Şehirfırsatı tarafından kullanılıyor oluşu da bunu gösteriyor. 

Buna ek olarak DSM grup altındaki Trendyol ve Modagram Optimizely adlı ürünü kullanıyor. Hem fiyat konumlandırması hem de özellik olarak Visual Website Optimizer ve Optimizely

birbirine çok benziyor. Test&Target'la karşılaştırıldığında data analizi olanakları her ne kadar sınırlı olsa da implementasyon zamanlarını düşürmesinden ve daha az IT kaynağı gerektirmesinden dolayı tercih ediliyor.

Amerika ve Avrupa landing sayfalarını, satın alma sayfalarını, anasayfalarını her gün teste tabi tutarken bizim daha alacağımız çok yol var bu konuda. Bir sene sonra bu analizi tekrar yaptığımızda bakalım tablo nasıl değişmiş olacak.


Lütfen siz de yorumlarınızı yazın, birlikte tartışalım.
 
Web Analytics
Reviewed by Levent Altunyurt on 2013-02-03
Rating: 5